<

80 yıl önce şapka devrimi

80 yıl önce şapka devrimi

Atatürk, gençliğinden itibaren şapka konusuyla ilgilendi. Cumhuriyet in ilanından sonra giriştiği işlerden biri bu oldu. Ama şapka devrimi, rejim ve alfabe değişikliğinden daha fazla tepki çekti
Giyim kuşam sadece Türkiye de değil bütün doğuda her zaman önemli oldu. Budistler, Hindular giyim şekilleri konusunda kanlı mücadeleler verdi. İslam dünyasında da benzer tablolar yaşandı. Konu kadınlarla değil erkeklerle ilgili. Erkeklerin başlarını, saçları kapatacak şekilde örtmeleri veya açık bırakmaları üzerinde dini tartışmalar sürüp gidiyor. Ama sadece örtünüp örtünmeme sorunu değil yaşanan. Başın ne şekilde ve neyle örtüleceği ayrı bir mesele.
Anadolu da Selçuklu asırlarında bu konuda fazla bir sorun yaşanmadı. Saray ve kent halkı rütbe ve inanç farklılıklarını yansıtan dolamalarla birlikte sarıktan vazgeçmedi; göçebe Türkmenler ve köy halkı da külah/takke kullanmaktan. Osmanlı İmparatorluğu nun ihtişam devirlerinde kıyafet konusu inanç meselesi olmanın ötesinde toplumsal hiyerarşi ve bireylerin mensup oldukları sınıfla alakalı sosyal protokol sayıldı. Nitekim Müslüman ve gayrimüslimleri ayırt edecek işaretlerin hamamlarda peştemallara küçük çanlar takılacak noktaya vardığını biliyoruz.
Pantolon ve fes
Giyim kuşam alanında ilk ve en büyük değişiklik Sultan 2. Mahmud un saltanat yıllarında yaşandı. Alemdar Mustafa Paşa nın tahakkümünü kanlı bir mücadeleyle atlatan Osmanlı başkenti bu defa devrim yapmakta kararlı 2. Mahmud la şaşkınlık yaşadı. Batılılaşma konusunda kararlıydı hükümdar. Onun devrinde Divan-ı Hümayun un adı Hükumet oldu. Sadaret Kâhyası, Dahiliye Nazırı; Reisülküttap, Hariciye Nazırı; Başdefterdar, Maliye Nazırı sıfatını aldı. Harbiye, Tıbbıye, Maarif, Adliye mekteplerini açtı. Ama padişah bunların yanında girişilen değişim hamlesinin sokağa yansıdığının Batılılar tarafından görülmesini temin açısından giyim kuşamda değişikliğin de şart olduğuna inanıyordu. Bu konuda işe memurlardan başladı. Cepkeni, saltayı, camedanı, kaftanı, entariyi, şalvarı, çakşırı, poturu, kavuğu, külahı, batarayı, şobarayı attırdı. Herkes setire pantolon ve fes giyecekti. Ama bütün bunlar dindar kesimin gözünde 2. Mahmud u Gâvur Padişah diye anılma noktasına getirdi.
Atatürk ve şapka
Mustafa Kemal in gençlik yıllarından itibaren kılık kıyafet konusuna meraklı ve titiz olduğunu biliyoruz. Nitekim arkadaş ve akranlarının hiçbiri onun kadar çeşitli giyim tarzlarını ister özel bir davet vesilesiyle olsun ister gittiği yörede yadırganmamak için olsun kullanmış değil. Atatürk ün yeniçeri kıyafetiyle ya da Kuzey Afrika veya Suriye ye mahsus kıyafetlerle çekilmiş fotoğrafları bunun kanıtı.
Kabullenilmesi zor oldu
Ancak onun şapka konusunda özel bir tavrı olduğu da gerçek. Gezmek veya görev vesilesiyle Avrupa ya gittiklerinde ilk iş olarak başından fesi çıkarıp fötr şapka giydiği biliniyor.
Geçtiğimiz hafta 80. senesini idrak ettiğimiz Kılık Kıyafet Düzenlemesi halk arasında Şapka Devrimi diye anılır. Bizde yadırganmayan ama Batılı bir insana söylediğinizde gülümseme sebebi olan kararı 1925 senesi Ağustos ayının sonunda Kastamonu gezisi sırasında ilan etti Atatürk. Ve aynı yıl kasım ayında bu konuda düzenleme getiren yasa çıktı.
Şimdilerde etkisi kalmayan ve neredeyse uygulamadan kalkan yasa o yıllarda haddinden fazla gerginlik doğurdu. Devlet memurlarının şapka edinip toplu fotoğraflar çektirerek Ankara ya gönderdikleri, yasak dolayısıyla erkeklerin piyasada yeterli sayıda şapka bulunmaması yüzünden Rum kadın giyim mağazalarına hücum edip kenarlıklı bayan şapkaları edindikleri günler yaşandı.
Daha ötesi bu düzenlemeye muhalefet yüzünden idam cezaları verildi. Bu kanuna Rize de karşı çıkan halkın isyana varan tutumu yüzünden ünlü Hamidiye Zırhlısı nın şehrin karşısına demirlediği, Erzurum da Sinop ta benzer hadiseler yaşandığı bilinir.
Şapka giymek istemeyen kişilerin vilayete dilekçe vermeye gittiklerinde üzerlerine makineli tüfekle ateş açıldığı Erzurum da idam edilen 30 kişi arasında bir kadının yer aldığı zor oyunu ydu bu.
İskilipli Atıf Hoca
Hiç şüphesiz adı şapka devrimi ne muhalefetle özdeş hale gelen kişi İskilipli Atıf Hoca. Hoca, sarayın Huzur Dersi müdavimlerinden âlim bir kişiydi. Dürüsttü. Lafını esirgemeyişi yüzünden Abdülhamid döneminde de İttihad Terakki döneminde de hayli sıkıntı çekmiş biriydi. Mustafa Kemal hakkındaki idam kararı imzalatılmak için kendisine getirildiğinde reddetmiş, ona rağmen sanki imzalamış gibi adı eklenerek çoğaltılan bildirinin Yunan uçaklarıyla Anadolu da köylerin üzerine atılması üzerine Vatan gazetesinde tekzip yayımlatmıştı.
Avrupa taklitçiliğine eleştiri
Atıf Hoca 1924 yılında Frenk Mukallitliği ve Şapka adlı kitabını neşretmişti. Yani kanunun kabulünden evvel. Kitabı yayımlamadan önce Maarif Vekâleti ne göndermiş, basılması için izin almıştı. Bu, körü körüne Avrupa taklitçiliğini eleştiren bir eserdi.
32 sayfalık risalede kılık kıyafette Avrupa yı taklidin ruhtaki bir bozuluşa alamet olduğunu, bunun kişide müstakil bağımsız bir şahsiyet inşa eden İslam düşüncesine zıt düştüğünü anlatıyordu. Ve Peygamber in "Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır." hadisine dayanarak şapka giymenin dinen memnu (yasak) olduğu hükmüne varıyordu.
Kanun çıktıktan sonra Hoca yakalandı, yargılandı, beraat etti. Ancak birilerini rahatsız etmişti onun ceza almaması. Tekrar tutuklandı ve bu defa Ankara ya getirildi. Yargılama safahatı uzun sürdü. İdama mahkûm edildiği celseyi ve infaza gidişini Şevket Süreyya Aydemir anlatıyor:
İdama giderken dua ediyordu
"Hükümlüler arasında sarıklı bir müderris göze çarpıyordu. Müderrisin başında fes ve sarık vardı. Cübbesi ve kıyafeti temizdi. Suçu, o sıralar yayımlanan şapka kanununa muhalefet etmekti. Fakat bu suç, birtakım ithamlarla da karışınca mahkemeden en ağır hükmü yemişti. Artık son saatlerini yaşıyordu. Hocanın yüzü sakindi. Metanetini muhafaza ediyordu. Yalnız dudakları kımıldıyor ve galiba bir dua okuyordu. Fakat eskiden kalpaklı ve şimdi hasır şapkalı zat, bu hükümle de kanmamış gibiydi. Bağırıyor, çağırıyordu. Acaba Hoca yı bir tekmeyle merdivenlerden aşağıya yuvarlayacak mı diye bekledim. Fakat olmadı. Müderris, bu sözler üzerine kendisine değilmiş gibi bekledi. Sonra sağanak geçince yürüdü. Muhafızların arasında merdivenlerden indi. Önümüzden geçerken gene dudakları kımıldıyordu.."
Çerçeve
Neyzen den Atatürk e
Kılık kıyafet düzenlemesinin yapıldığı günlerde, Atatürk Balıkesir e gitmeyi planlamış, Balıkesir Milletvekili Süreyya Bey e, Neyzen Tevfik i görme arzusunu ileterek, "Onu mutlaka bulup getirin" demiş. Süreyya Bey de ne yapıp edip bulmuş Neyzen i tabii. O da yanından ayırmadığı ney torbası ve rakı matarası ve köpeğiyle çıkıp gelmiş. Atatürk ün askeriyenin gazinosunda olduğu söylenince oraya gidilmiş. Yemeklerin lezzeti, sohbetin tatlılığı aşka getirmiş Neyzen i ve kısa bir peşrevden sonra muhteşem bir müzik ziyafeti çekmiş.
Hazır bulunanların anısında Mustafa Kemal in de herkesin coşkusuna katıldığı var. Öyle ki ıslıkla eşlik etmeye başlamış Neyzen e. Ancak onun ıslığını duyan Neyzen in nısfiyeyi dudaklarından uzaklaştırıp irticalen okuduğu şiirden sonra yaşananlar da var hatıralarda. Buram buram sataşma kokan şiir şöyle:
Sanma ciddiyetle sarfederim sanatımı, Ney elimde suyu durmuş musluk gibidir. Bezm-i meyde sühefanın saza meftun oluşu Nazarımda su içen eşeğe çalınan ıslık gibidir.
Bu hicivden sonra ortalıkta bomba düşmüşçesine bir havanın estiğini söylemeye gerek yok. Herkesin donup kaldığını da. Mustafa Kemal in öfke, hiddet kokan tepkisi beklenmeye başlanmış. Bir anlık tereddütten sonra Gazi nin kahkahaları yükselmiş. Anı defterlerinde onun yerinden kalkıp Neyzen in elini kendi göğsüne bastırdıktırdıktan sonra, "Ne büyük, ne kuvvetli ruhun var." dediği kayıtlı.
Ardından "Ne istiyorsun Neyzen söyle.." diyor Atatürk. Neyzen de, "Sayenizde her şeyim var, teşekkür ederim" karşılığını veriyor. Mustafa Kemal ısrar ediyor: "Bir şey iste canım!.."
Neyzen biraz düşündükten sonra "Emredin nüfus kâğıdı versinler.." diyor. "Nüfus tezkeren yok mu senin Neyzen?"
"Yok.. Bundan önce hükümet mi vardı ki nüfus teskerem olsun." "Tamam. Nüfus tezkeren derhal verilecek.. Ülkenin gazisi olmak bizlere banisi olmak sanatkârlara mahsus."
Neyzen bu iltifat üzerine Ata ya diye isimlendirdiği şiiri okuyor.
Sermedi bir iştialin şule-i fanisiyim,
Türk e ait ülkünün feryad-ı ruhanisiyim,
Aldığım kâfi bana, Gezi-i Ekber den nasip
Gölgesinde mabed-i vicdanımın banisiyim..
Gözleri yaşaran Atatürk de şu dizelerle karşılık veriyor Neyzen e:
Eylemiş Nay-ı Mevlana Koca Neyzen e sücud,
İstemez üstada hüviyet, avaz-ı ispat vücud!.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Atatürk ün Neyzen e kendisinden yapabileceği bir şey istemek konusunda fazla ısrar etmesi üzerine onun biraz düşünüp, "Benim Şefik adında bir kardeşim var, bana eza ediyor, onu cezalandırın" dediği; sofrada hazır bulunanların hemen atılıp Atatürk e Neyzen in kardeşi Şefik Kolaylı nın çok iyi bir insan olduğunu anlatarak onun bir haksızlığa uğramasını engelledikleri anlatılır. Hatta ertesi gün Hakkı Süha Gezgin, Neyzen i bulup ona, "Kardeşine kastın ne, adamın senin kahrını çekmekten başka ne günahı var ki onu Atatürk e gammazlıyorsun" dediğinde de bu aşk adamının "Çok ısrar etti, ne yapayım benim de aklıma Şefik geldi" dediği... Haber Kaynağı radikal.com.tr İskilipli Atıf Hoca ve Şapka Kanunu Eklenme Tarihi : 29/11/2010



İskilipli Atıf Hoca ve Şapka Kanunu

İskilipli Atıf Hoca ve Şapka Kanunu

Giresunda yargılanıp beraat etmesine karşılık serbest bırakılmaz. Ankarada tekrar yargılanan hocaya idam kararı çıkar.(telifhaklari.gov.tr)...şapka devrimi, rejim ve alfabe değişikliğinden daha fazla tepki çekti.(radikal)...İstiklal Mahkemesi in zabıtlarına göre Atıf Hoca ın şapka inkılabına aykırı olarak inkılap çıkmadan yazmış olduğu bir risaleden dolayı asıld... Eklenme Tarihi : 06/05/2012


HABERİ OKU Şapka için bombalanan şehir: Rize

Şapka için bombalanan şehir: Rize

Eklenme Tarihi : 06/05/2012 milatgazetesi.com
HABERİ OKU 85 Yıl Sonra Yine Gündemde

85 Yıl Sonra Yine Gündemde

Eklenme Tarihi : 20/05/2011 beyazgazete.com
HABERİ OKU Chpden Kel Ali adına park

Chpden Kel Ali adına park

Eklenme Tarihi : 11/05/2011 yenisafak.com.tr

İskilipli Atıf Hoca nın idam duruşması

( 29/11/2010 ) ( dunyabulteni.net )

İskilipli Atıf Hoca, 84 yıl önce bugün yazdığı 26 sayfalık kitap yüzünden idam edildi

( 29/11/2010 ) ( milligazete.com.tr )

Şapka devrimi yalanları

( 29/11/2010 ) ( webarsiv.hurriyet.com.tr )

İskilipli Atıf Hocaya yapılan 84 yıllık ayıba İto son veriyor

( 29/11/2010 ) ( zaman.com.tr )

İskilipli Atıf Hocanın mezarı bulundu

( 29/11/2010 ) ( stargazete.com )

İskilipli Atıf Hocaya anıt mezar yapılıyor

( 29/11/2010 ) ( sabah.com.tr )

İskilipli Atıf Hoca ve Ulaşa iade-i itibar

( 29/11/2010 ) ( yenisafak.com.tr )

İskilipli atıf hocanın asılmasına sebep gösterilen kitap ücretsiz hediye edildi

( 29/11/2010 ) ( iskilipliatifhoca.com )

İskilipli Atıf Hoca - Kelebekler Sonsuza Uçar

( 29/11/2010 ) ( telifhaklari.gov.tr )

İskilipli Mehmed Atıf Hoca

( 29/11/2010 ) ( tr.wikipedia.org )